24 Aralık 2012 Pazartesi

Divane 1 - "Aslında yollar..."



Şu bir yıl öncesine kadar monotonluktan bezmiş bir haldeydim, ruhum da bedenim de ömürlük izininin tamamını kullanmıştı sanki. Her gün bilgisayar başında saatlerce oturur boş işlere bol vakit harcardım; geriye öldürdüğüm zaman ve sulanmış beynimden kurtarabildiğim tek tük ganimetler, yazılar, şiirlerler kalırdı. Günlerim arasında 7farkı bulabileceğini iddia eden bulmacaseverler olursa, hakaret sayardım evcilliğime. Şimdi söyleyebilirim ki, günüm uymuyor diğer günüme. Nehir aynı nehir, ben deri değiştirip duruyorum. Her an ölüyor, diriliyor sonra gene ölüyorum. Ölmek için mi diriliyorum, dirilmek için ölüyorum? Yoksa aynı şey mi ikisi de?

Kendime zaman ayrımadığımı fark ettim son zamanlarda. Ne zaman beni etkileyen bir şey olsa, kafamda yazıya döküyorum hislerimi. Ama beynimin içinde hapsolduklarından birikiyorlar da birikiyorlar, hiçbir rahatlama elde edemiyorum. Sonra dedim ki, ihtiyacım fena birikti yazıya. Ve yeni blog alındı böylece.

Tek başınalığımı seviyorum çok. Ama dediğim gibi, bayağıdır kendime yeterince zaman ayıramıyorum. Tam da bu sayede kendimi tanıma ve yenileme açısından en canlı dönemimi yaşıyorum sanırım. Yirmi küsur yıllık tek başınalığın diyeti, bazen çok lezzetli ve doyurucu, bazı anlar da acı sosu bol tabi.

Belirsizlik, yollar, huniler, divanlar.... Yolun sonunu seçemiyorum. Korkutuyor bu beni. Sonra düşünüyorum, yol her zaman belirsiz aslında, sadece bazen onu gördüğünü ve her şeyin bilinçli kontrolün altında olduğunu söyleyerek rahatlatıyorsun kendini. Bazen bu ilüzyon kayboluyor ve deliye dönüyorsun. Sonra kendini toparlıyor ve tekrar yürüyorsun. Sorsalar yürümeye devam ettiğini, çabaladığını söyleyeceksin. Ama adımlarına öyle saplantılı biçimde odaklanıyorsun ki, ayakların yola devam etmeye çalışıyor, sen değil. Oysa yolun bir sonu yok, hiçbir yere ulaşmıyor... Sen sadece izlemek, hissetmek, seyyah olabilmek için yoldasın.

Ve şimdi kendi sözümü ballı kaymakla kesip acı bir gerçeği açıklıyorum.

Değişmeyen en büyük yönüm, değişmesini umduğum (ama gönülden isteyemediğim) şu tembelliğim, bazı işlerimi yokuşa sürüyor maalesef...  Yarına yetiştirmem gereken ödevim var benim!!!

Hadi gene Yunus Emre'yle kapatalım o zaman, iyi geceler.

ben dert ile ah ederdim
derdim bana derman imiş
ister idim hasret ile
dost yanımda pinhan imiş



1 yorum:

  1. Gittiğiniz yolun belirsiz olmasının; zor hatta bazen ne kadar can sıkıcı, bunaltıcı olduğunu gayet yakından bilirim... Dediğiniz gibi bazen gittiğiniz yolun sizin için doğru olduğunu düşünüyorsunuz, bazen ise çok büyük bir yanlış yaptığınızı bu yoldan nasıl kurtulacağınızı bilmiyorsunuz işte o anlarda insanın dünyayla bağlantısı kopuyor... Dilerim ki herkes ayaklarının değilde kendisinin devam etmeyi istediği bir yolda yürüsün... yazılarınızın takipçisiyim :)

    YanıtlaSil