27 Aralık 2012 Perşembe

Çocuk


Bir küçücük aslancık varmış, kırlarda ko ko koşar oynarmış...

Mırıldanıyor kendi kendine. Dinliyorum.

Bir yıl. Uzun bir zaman. Algıladığım zamansa çok daha uzun. Kendimi bildim bileli orada sanki, küçük, esmer, masum bakışlı erkek çocuğu. Her yerde, her yaşta eşlik etmiş sanki bana. Şimdi de kısa tırnaklı küçük elleriyle bilgisayar oyununun arkasında yazanları inceliyor ama yalnız ve üzgün görünüyor...

Annesi onu çok çok severmiş, sen benim ca ca canımsın dermiş...

Alıp götürmek istiyorum onu buradan. Elimi uzatıyorum, tereddüt etse de bir an için, tutuyor. Duvarlar var, telden. Canımı yakıyor. Zar zor geçiyoruz. Tam rahatladığımızı düşünürken karanlık bastırıyor; gökten ve yerden aynı anda yükselen, binbir kolu olan, boğucu bir karanlık... Koşuyoruz.

Çocuğun elinden bırakmadığı oyun cd'si her adımımızda daha da büyüyor, devasa bir yük haline geliyor birkaç dakika içinde. Kaçmaya, hızlanmaya çalışırken korktuğum başıma geliyor ve ardımızda sürüklenen kutu daha fazla sarsıntıya dayanamayıp açılıveriyor. Ejderhalar, şeytanlar, yılanlar, köpek balıkları... Bir sürü korkunç yaratık çıkıyor ortaya.

Küçük yeşil bir köşk çıkıyor karşımıza, sığınıyoruz. Zor sığıyoruz. Tavanı başımla ittiriyorum, ellerimle de sağı solu, pencereden dizlerim çıkıyor biraz ama olsun. Girer girmez çocuk sımsıkı sarılıyor bana, kapatıyor gözlerini, böylece bilmeden içine alıyor başta bizi takip eden karanlığı. Tir tir titriyor minik bedeni. Canavarlardan biri uzun, sümüksü kollarını evin çatısına indirmek üzere. Korkuyorum her şeyden, çok, çok korkuyorum. Çığlığımı engelleyemiyorum, canavarın köşkü saran ıslak kollarını hissederken. Gözlerini açıyor o sırada çocuk ve siyaha bulanıyor her yer. Karanlık yutuyor, yaratıkları, köşkü, bizi...

Gece ve gündüz. Şeytanlar ve melekler. Biz.
Siyah ve beyazı dinlemek var sadece.
Silinmemek var.
Işığı açıyorum. Bizi yutan, boğan, silen, içine alan aydınlık şimdi. Aynı öz.

Uyanıyorum
Esniyor küçük kız
Omuzları düşmüş, yorgun, 22 yaşında
Hem anne hem baba hem eş olmak istiyor
Esmer oğlan çocuğuna

Annesinin minik elleriyle
Babasının oyuncak arabasını
Tamir edebilirse belki
Binip giderler beraber
Uzaklara.

Yapamaz ama anlamıyor
Duymuyor beni
Kulakları içe dönük
Ağzı yok
Gözleri var bir tek
Onlar da arabaya bakıyor

Uyku bastırıyor iyice
Omuzlarıma.
Kızın elinden kapıp
Duvara atıyorum oyuncağı
Ağlıyor bana bakmayan
Büyük çocuk gözleriyle

Oysa sadece
Otursam biraz yanına
Dinlesem,
Oynasam,
Sarılsam..

Başını kaldırıp yukarı
Bakıyor küçük kız
Gözlerim kapanıyor,
Uyuyorum.

***

Zamanında uyumaya ve uyanmaya... İçelim ho ho. Sevgiyle kalınız, divaneler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder